Pandemi Sürecinin Psikolojik Etkileri

İçerik: 
İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinin ekonomi sistemlerinin işleyiş biçimleri üzerindeki etkileri  iş yaşamını ve dolayısıyla içinde bulunan kişileri etkilemektedir. Kriz süreçlerinin söz konusu olduğu dönemlerde örgütler küçülme, kapanma gibi yeniden yapılandırmalara gitmektedir. Dolayısıyla ekonomik dalgalanmalara dayalı olarak ortaya çıkan işsizlik, düşük ücret, haftalık çalışma saatlerinin azaltılması, çalışanın işine son verilmesi ihtimali gibi durumlar belirsizliğe ve peşi sıra kişilerde stres seviyesinin artmasına sebep olmaktadır. Söz konusu olan pandemi sürecinde iş kaybı korkusu en önemli konulardan biri. Öyle ki hazırlanan bir rapora göre, özel sektörde çalışanların yüzde 51.32'si, kendi işini yapanların da yüzde 32.8'i işini kaybetme kaygısı yaşıyor. İnsanların yüzde 39.2'si ise gelecek 2 ayda aç kalma ya da ihtiyaçlarını karşılayamama korkusuna kapıldı.
Peki, ekonomik kriz, iş hayatındaki olumsuzluklar ve maddi sıkıntılar çemberinde ne yapmalı? Sorunlarla nasıl başa çıkmalı? Hayatı nasıl rayına oturtmalı?
Stres yönetimi kapsamında stres nedenlerini ortadan kaldırmak ve/veya kontrol altına almak, ikinci olarak stresin etkilerini yok etmek ve üçüncü olarak ise strese karşı daha güçlü olmak, direnci arttırmak gerekmektedir.
  • Sosyal destek stres yaşadığınız dönemlerde mükemmel bir koruma kalkanı görevi görür. Bu yüzden aileniz ve arkadaşlarınızla yaşadığınız durumu paylaşabilir ve onlarla fiziksel temas kurarsanız daha iyi hissedebilirsiniz.
  • İçinde bulunduğunuz ekonomik olanakları aile bireyleriyle uygun şekilde paylaşın ve birbirinize destek olun.
  • Ailecek gelir gider tespiti yapın. Gelirinizi arttırabilecek faaliyetler var mı gözden geçirin. Çift mesai gibi değil de evde yapılabilecek ya da hobi olan bir faaliyeti gelire çevirme gibi. Harcamalarınızı azaltın, sadece ihtiyaçları alın.
  • Gelirinize uygun bir hayat tarzı benimseyin. “Ayağını yorganına göre uzat.” demiş eskiler.
  • Kendinizle ilgili olumlu yargıları güçlendirmek ve iyi yönlerinize ve başarılarınıza odaklanmak önemlidir, “Bu durumla başa çıkabilirim”, “Elimden gelenin en iyisini yapacağım” gibi.
  • Yaşadığınız durumla ilgili zihninizden geçen olumsuz düşüncelerin yerine olumlu olanları koyun. Örneğin; “Bu durum sonsuza kadar sürecek.” yerine “Daha önce de benzer şeyler olmuş, elbet geçecek” diye düşünebilirsiniz.
  • Egzersiz yapabilirsiniz. Bunun için spor salonlarına gitmek zorunda değilsiniz. Yürüyüş yapmak da iyi gelecektir.

 

  • Vücudunuzda oluşan kas gerginliği, baş ağrısı, omuz ağrısı gibi durumları işinize yarayacak şekilde kullanın. Rahatlama teknikleriyle kaslarınızı gevşetin. Mesela, elinizi sıkabildiğiniz kadar sıkıp sonra gevşetin. Bunu tepeden tırnağa vücudunuzdaki diğer kaslarda da uygulayabilirsiniz.
  • Nefes egzersizleri yapın. Burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan verirken “1-2-3-4” diye sayarak verin ve bir nefesinize bir saymaya odaklanın. Ama sadece onlara odaklanın. Böylece beyninize “her şey yolunda” mesajını vermiş olursunuz.

Stres hangi aşamada kişi için tehlikeli boyuta ulaşmış olur?
Her ne kadar olumsuz bir algıya neden olsa da, stres; esasında olumlu bir tepki olabilir. Stres tepkisi, bizi alarm halde tutar, motive olmamıza ve elimizdeki işe odaklanmamıza yardımcı olur. Genellikle de, üzerimizdeki baskı azaldığında, vücut durumu dengelemeye başlar ve giderek sakinleşiriz. Fakat çok sık bir biçimde ya da uzun süreli olarak stres hissettiğimizde veya olumsuz hislerimiz, onlarla başa çıkma yetimize baskın geldiğinde, işte bu noktada problemler ortaya çıkmaya başlar. Sinir sisteminin sürekli aktivasyonu –“stres tepkisi”– vücutta yıpranmaya neden olur.
Stresin ciddi boyutları var mıdır?
Ekonomik krizler ve onların ortaya çıkardığı ekonomik olanaksızlıklar çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.  Bir araştırma, kriz zamanlarında çalışan kişilerin sağlık problemlerinde dramatik bir artışın olduğunu vurgulamaktadır. Psikosomatik semptomlar adı verilen bu problemlerin temel sebebi stresin bağışıklık sistemimizde hasarlar oluşturmasıdır. Stresin bir sonucu olarak vücudumuzda salgılanan kortizolun, bağışıklık sistemimizi baskılaması hastalıklarla mücadele yetimiz zayıflar. Yine stresin iskelet-kas sistemini, kardiyovasküler sistemi, sindirim ve endokrin sistemini etkilediği bilinmektedir. Kronik ve yönetimi yapılamamış stres tüm bu boyutlardaki etkilerini hastalık seviyesinde gösterebilmektedir.
Sağlık problemlerinin yanında yaşanan sorunlar kişilerde çaresizlik, umutsuzluk, karamsarlık gibi duygularla beraber intihar eğilimlerini ortaya çıkarmaktadır. Geçtiğimiz yıl gündeme gelen “Çocuğuna okul pantolonu alamadığı için yaşamını sonlandıran baba”  bilinen bir vakadır. Yine bir arkadaşımın benimle paylaştığı, bundan 6 yıl önce en son bir alışveriş merkezinde çocuklarını sinemaya getirmiş olarak gördükleri bir tanıdıklarının işten çıkarılması üzerine 1 hafta sonra intihar etmesi de benzer bir olaydır. Bu iki olay iş yaşamındaki stresin yaşantı üzerindeki etkisini gözler önüne sermektedir.